Psikiyatrdan veya psikologdan korkmayın – Yardım isteyin!

Psikolog veya psikiyatrdan korkmayın

Eşinizden veya sevgilinizden ayrıldığınız, ailevi sorunlarla boğuştuğunuz veya çok sevdiğiniz bir yakınınızı kaybettiğiniz için depresyona girebilirsiniz. Ya da ortada hiç bir sebep olmamasına rağmen kendinizi mutsuz, çaresiz, yalnız ve hasta hissedebilirsiniz. Böyle bir durumda ilk önce en yakın arkadaşlarınızla konuşabilirsiniz. Ama eğer bu yeterli gelmiyorsa ve mutsuzluk süreciniz gitgide uzuyorsa, bir psikiyatr veya bir psikologun size çok yardımı dokunabilir.

SORUNUMUZU ARKADAŞLARIMIZLA ÇÖZEBİLİR MİYİZ?

arkadaşlarımızla psikolojik sorunları çözebilir miyiz?

Sizde stres yaratacak bir durum yaşadıysanız ya da bir kaybınız varsa bunu ilk önce sevdiklerinizle paylaşabilirsiniz. Fakat düzelme süreciniz uzarsa, bir iki ayı geçerse ve hala eski ruh halinize ulaşamıyorsanız o zaman bir uzmana gitmeniz gerekebilir. Bu tıpkı başım biraz ağrıyor diye doktora gitmeye gerek duymamanız ama migren ağrıları çektiğiniz için hemen doktora gitmeniz gibi bir durum aslında.


PSİKİYATRA YA DA PSİKOLOGA NE ZAMAN GİDİLMELİ?

psikologa ya da psikiyatra ne zaman gitmeliyiz?

Eğer bir sorununuz veya sıkıntınız yoksa psikiyatra gitmenize gerek yok. Nasıl hiçbir sıkıntınız yokken ses tellerinize veya pankreasınıza baktırmaya gitmiyorsanız psikiyatra da gitmeyebilirsiniz. Eğer yaşadığınız zaman diliminde hayatınızı sürdürmekte güçlük çekiyorsanız, ilişkilerinizde eski kaliteyi yakalayamıyorsanız, zevk alma kapasiteniz eskisi gibi değilse, iş ilişkileri ve sosyal ilişkileriniz eski durumunun altına düşmüşse bir psikiyatra ya da psikologa gitmelisiniz. Çünkü ortada bir sorun var demektir. Psikiyatr veya psikolog da bunun nedenlerini araştırır.


PSİKİYATRA GİTMENİN FAYDALARI NELERDİR?

psikiyatra gitmenin faydaları nelerdir?

 *  İnsanların beden ve ruhsal yapıları çok özeldir. Nasıl bedeninizi başkalarına göstermek istemiyorsanız, ruhsal iç dünyanızı da başkasına açmak istemeyebilirsiniz. Ama bazı sorunlarımız paylaşmadan kendiliğinden ortadan kaybolmaz.

 *  Ancak çok sevdiğiniz ya da kendinizi onun yanında güvende hissettiğiniz zaman iç dünyanızı bir insana anlatmak istersiniz. Bu yüzden yabancı birine kendimizi anlatmaya çalışmak zor bir durumdur. Bu ikili ilişkiler ve dostluklar anlamında da böyledir. Güvendiğimiz kişiye içimizi dökeriz.

 *  Psikiyatra gelen kişinin en büyük kaygıları: “Belli bir zaman dilimi içerisinde konuşuyorum. Zaten karşılığında para ödüyorum. Bu kişi beni ne kadar düşünebilir?” oluyor. Burada görülemeyen durum şu: Arkadaş veya dosta gidip dert anlatmaktan farklı bir durumdur psikiyatra gelmek. Psikolog ya da psikiyatr, gelen kişinin sorunlarına odaklanır. Buradaki avantaj, psikologun o kişinin sosyal hayatında olmamasıdır. Arkadaşlarının kişiyle ilgili duyguları, onu değerlendirme konusunda yanlış sonuçlar yaratabilir. Yabancı bir insan olması en başta size itici gelebilir ama aslında bu bir avantajdır. İlk önce kendinizi anlatmak istemeyebilirsiniz. Ama şöyle düşünün aslında bu kişi belirli görüşmelerden sonra hayatınızda var olmayacak. Sizinle bir geçmişi de olmadığı için herhangi bir duygusal bağınız da yok ve olaylara daha tarafsız bakabilecek.

 *  Psikiyatr veya psikologunuzun, “Acaba onu üzecek miyim?” diye bir kaygısı olmaz. O yüzden size daha rahat sorular sorabilir ve siz de onunla daha rahat konuşabilirsiniz. Hayatınızda olmayan bir insan olduğu için kendinizi daha çıplak anlatma şansı bulabilirsiniz.


PSİKİYATR YA DA PSİKOLOG SİZİ NASIL RAHATLATIR?

Bir uzmana danıştığınızda, özellikle ilk seanslarda kendinizi gergin hissedebilirsiniz. Ama uzmanınızın sizi anladığını hissettiğinizde rahatlayacaksınız. Birlikte sorununuzu çözmeye odaklanacaksınız. Çoğu zaman yaşadığınız sıkıntıları sadece sizin yaşadığınızı düşünüyorsunuz, değil mi? Hatta dertlerinizin asla çözülemeyeceği ve hayat boyu da sizi etkileyeceği kaygısı içerisindesiniz. Oysa uzmanınız size, aynı sorunu binlerce belki de milyonlarca insanın yaşadığını anlatacak. Size çözüm yolları sunacak ve en önemlisi kendinizi en umutsuz hissettiğiniz anlarda size umut verecek.

Kişiyi depresyona sürükleyen en büyük sebeplerden biri genellikle “umut yitimi”dir. Umudunuzun kalmadığını hissettiğiniz zaman depresyona girebilirsiniz. Depresyonda olmasanız bile umudunuzu yitirdiğiniz anda bir çökme hissi yaşayabilirsiniz. Psikiyatr veya psikolog ne olursa olsun, size umudun asla bitmeyeceğini gösteren kişidir. Depresyonla mücadele edilebilirsiniz ve sorunlarınızı çözebilirsiniz. Örneğin bir panik atak hastasıysanız tedavi edildiğinizde ve ataklarınızdan kurtulduğunuzda yaşama dair umudunuz da artacaktır. ( “Acaba depresyonda mıyım? – Depresyon testi” başlıklı yazım ilginizi çekebilir.)


DERDİMİZİ ANLATIRKEN KOLTUĞA MI UZANIYORUZ?

koltuğa uzanarak mı derdimizi anlatıyoruz

Hayır, böyle bir kural yok tabii ki! Hatta pek çok uzman, danışanı ile birebir göz teması kurmayı tercih ediyor. Ama eğer hasta karşısındaki kişi ile göz teması kurmakta zorlanıyorsa işte o zaman bir koltuğa uzanmak tercih edilebilir. Bazı insanlar onlarla göz göze geldiğinizde gözünü kaçırır. Bu onların elinde değildir. Sebebi utangaçlık da olmayabilir. Başka sorunlardan kaynaklanabilir. O zaman hasta rahat etsin diye önce koltuğa uzanması ve biraz rahatlaması tavsiye edilir. Ama rahatladığında isterse sandalyeye geçebilir. Amaç zaten her zaman o koltuktan sandalyeye yani oturur pozisyona geçebilmektir.

Hasta, uzmanı ile göz göze temas kurabiliyorsa ileride başkalarıyla da kurabilir. Toplumda rahat edebilmesi için bu süreci ilk önce uzmanıyla atlatabilir. Psikiyatrın odasında kendini çok rahat hissediyorsa ama toplum içinde aynı sorunları yaşamaya devam ediyorsa da tedavi ilerlemiyor demektir. Bir uzmanla görüşmenin amacı onun yanından ayrıldığınız zamanların da kalitesini arttırmaktır. Kalp krizi gibi bir endişeyle doktora gittiğinizde doktor yanınızdaysa, “Doktorlar kurtaracak beni,” diye ağrınız azalabilir. Önemli olan doktorun olmadığı saatlerde de bu korkuyu hissetmemektir.


PSİKİYATR YA DA PSİKOLOĞA KARŞI NEDEN ÖN YARGILAR VAR?

Neden psikolog veya psikiyatra karşı önyargılıyız

Bir kişi, “Sen hastasın!” diye psikiyatra getirildiğinde toplumdaki aşağılanma duygusuna, “Sen akıl hastasısın, normal değilsin,” tepkilerine maruz kalıyor ve o yüzden duruma ön yargılı yaklaşıyor. Bu yüzden uzmana da öfkeli geliyor zaten. Oysa karşınızdaki insan yani psikiyatr, sizin normal olup olmamanızla ilgilenmiyor. O sorunu bulup çözmek istiyor. Psikiyatr ya da psikolog bir damgalama merkezi değildir. Tıp’ın diğer alanlarında olduğu gibi hastaya yardımcı olabilme yeridir. O yüzden psikiyatra veya psikologa giderken size yardım etmek isteyen bir kişiyle görüşmeye gittiğinizi düşünün sadece. Ön yargılarınızı bir kenara bırakın. Yardım almaktan korkmayın!

İlgili İçerikler

Önceki İçerik Sonraki İçerik

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

11 Paylaşım

Abone olun

İletişim